18 Ocak 2011 Salı
17 Ocak 2011 Pazartesi
MANDAL TAKMACA
Çeşitli renklerdeki mandallarla eşleştirmi çalışması yapılır. Ardından mandal takma yarışması yapılır,müzik bitene kadar en çok mandalı arkadaşına takan çocuk yarışmayı kazanır.Çocuğun üzerindeki mandallar sayılır.
- Küçük kas gelişimi,
- El-göz koordinasyonu gelişimi
- Renk kavramı
- Ritmik sayma becerisini geliştiren bir oyun
Çeşitli renklerdeki mandallarla eşleştirmi çalışması yapılır. Ardından mandal takma yarışması yapılır,müzik bitene kadar en çok mandalı arkadaşına takan çocuk yarışmayı kazanır.Çocuğun üzerindeki mandallar sayılır.
DOKUN GÖNDER OYUNU
Yaş Grubu: 5-6
Malzemeler:Balon, kurdele ya da ip
Psikomotor Alan
Amaç 2: Farklı büyüklüklerdeki nesnelerle çeşitli hareketleri yapabilme
Kazanım 2: Çeşitli nesneleri belli bir mesafedeki hedefe atma
UYGULAMA
Çocuklar, iki gruba ayrılır.Sınıf,ip ya da kurdele kullanılarak ikiye bölünür. Her grup kendi tarafına dağınık bir şekilde oturur. Öğretmen, şişirilmiş balonu bir gruba doğru, sadece parmağını kullanarak atar.Balona en yakın çocuk, balonu tutar ve o da parmağını kullanarak karşı gruba gönderir. Karşı grupta balona en yakın çocuk balonu tutar, aynı şekilde karşı gruba yollar.Balonu atmak için unutup elini kullanan ya da balonu kendi grubuna atan çocuk oyundan çıkarılır. Kazanan grup alkışlanır.
Fatma Çetin, 2008, Ebesin, Morpa yayınları, İstanbul
Yaş Grubu: 5-6
Malzemeler:Balon, kurdele ya da ip
Psikomotor Alan
Amaç 2: Farklı büyüklüklerdeki nesnelerle çeşitli hareketleri yapabilme
Kazanım 2: Çeşitli nesneleri belli bir mesafedeki hedefe atma
UYGULAMA
Çocuklar, iki gruba ayrılır.Sınıf,ip ya da kurdele kullanılarak ikiye bölünür. Her grup kendi tarafına dağınık bir şekilde oturur. Öğretmen, şişirilmiş balonu bir gruba doğru, sadece parmağını kullanarak atar.Balona en yakın çocuk, balonu tutar ve o da parmağını kullanarak karşı gruba gönderir. Karşı grupta balona en yakın çocuk balonu tutar, aynı şekilde karşı gruba yollar.Balonu atmak için unutup elini kullanan ya da balonu kendi grubuna atan çocuk oyundan çıkarılır. Kazanan grup alkışlanır.
Fatma Çetin, 2008, Ebesin, Morpa yayınları, İstanbul
UÇAK YARIŞI
Yaş Grubu: 5-6
Malzemeler: Katlanabilir kağıt ve sepet
Psikomotor Alan
Amaç 2: Farklı büyüklüklerdeki nesnelerle çeşitli hareketleri yapabilme
Kazanım 2: Çeşitli nesneleri belli bir mesafedeki hedefe atma
Amaç 3: El ve göz koordinasyonu gerektiren belirli hareketleri yapabilme
Kazanım 7:Çeşitli malzemeleri değişik şekillerde katlama
UYGULAMA
Öğretmen, origami tekniğiyle çocuklara uçak yaptırır ve her çocuğun adı kendi uçağına yazılır.
Sepet, kova veya buna benzer bir hedef sınıfın bir yerine konur. Çocuklar bu hedefe en uzak yerde yan yana sıra olurlar ve öğretmen komut verdiğinde bütün çocuklar uçaklarını uçururlar.
Uçağını sepetin içine atan çocuklar seçilir ve adları not edilir. Her atış çocuğa bir puan kazandırır. 10-15 kez yapılan bu uygulama sonrası en çok puan toplayan çocuk alkışlanır.
Fatma Çetin, 2008, Ebesin, Morpa yayınları, İstanbul
Yaş Grubu: 5-6
Malzemeler: Katlanabilir kağıt ve sepet
Psikomotor Alan
Amaç 2: Farklı büyüklüklerdeki nesnelerle çeşitli hareketleri yapabilme
Kazanım 2: Çeşitli nesneleri belli bir mesafedeki hedefe atma
Amaç 3: El ve göz koordinasyonu gerektiren belirli hareketleri yapabilme
Kazanım 7:Çeşitli malzemeleri değişik şekillerde katlama
UYGULAMA
Öğretmen, origami tekniğiyle çocuklara uçak yaptırır ve her çocuğun adı kendi uçağına yazılır.
Sepet, kova veya buna benzer bir hedef sınıfın bir yerine konur. Çocuklar bu hedefe en uzak yerde yan yana sıra olurlar ve öğretmen komut verdiğinde bütün çocuklar uçaklarını uçururlar.
Uçağını sepetin içine atan çocuklar seçilir ve adları not edilir. Her atış çocuğa bir puan kazandırır. 10-15 kez yapılan bu uygulama sonrası en çok puan toplayan çocuk alkışlanır.
Fatma Çetin, 2008, Ebesin, Morpa yayınları, İstanbul
GÖZÜN AYDIN OYUNU
Yaş Grubu:5-6
Bilişsel Alan ve Dil Alanı
Amaç:Dili etkin bir şekilde kullanabilme
Kazanım:Nesne, durum ya da olayı anlaşılır şekilde açıklama
UYGULAMA
Çocuklar daire olurlar, içlerinden biri ebe seçilir. Ebe, dairenin içine girerek seçtiği bir çocuğun önünde durur.
---Gözün aydın amcan gelmiş, der.
---Nereden ?
---İstanbul' dan.
---Kaç saatte (Çocuk istediği bir rakamı söyler.) ?
---Beş saatte.
Çocuk hangi rakamı söylerse ebe, o çocuktan başlayarak sırasıyla çocukları sayar. 5. çocuk ebe olur, ebeyle yer değiştirir. Ebe,yine istediği bir çocuğa soru sorar. Oyun bu şekilde devam eder. Şehir adlarını hatırlamayan çocuğa öğretmen yardımcı olur.
Yaş Grubu:5-6
Bilişsel Alan ve Dil Alanı
Amaç:Dili etkin bir şekilde kullanabilme
Kazanım:Nesne, durum ya da olayı anlaşılır şekilde açıklama
UYGULAMA
Çocuklar daire olurlar, içlerinden biri ebe seçilir. Ebe, dairenin içine girerek seçtiği bir çocuğun önünde durur.
---Gözün aydın amcan gelmiş, der.
---Nereden ?
---İstanbul' dan.
---Kaç saatte (Çocuk istediği bir rakamı söyler.) ?
---Beş saatte.
Çocuk hangi rakamı söylerse ebe, o çocuktan başlayarak sırasıyla çocukları sayar. 5. çocuk ebe olur, ebeyle yer değiştirir. Ebe,yine istediği bir çocuğa soru sorar. Oyun bu şekilde devam eder. Şehir adlarını hatırlamayan çocuğa öğretmen yardımcı olur.
UTANMA DUYGUSU SOSYAL FOBİ.!!
Utanma duygusunun yeni adı sosyal fobi “;Kendisinden başka hiç kimseye zararı olmayan utangaç insanlar... Ya da tüm topluma zarar veren utanmaz insanlar.”; Öyle rekabetli bir dünyada yaşıyoruz ki, sessiz sakin ve terbiyeli insanlar artık neredeyse toplum dışı yapılmak üzere, sanki yok olmaya mahkum edilmişler…; Öyle bir düzen ki yaşadığımız, yarış halinde ve kitleler üzerinde büyük etkileri olanların dünyasında, “;gemisini kurtaran kaptan”; anlayışını zorla da olsa kabul ettirdiler. Bu yarışta tabiî ki utanmazlar daha da öne çıkıyorlar. Utananlar terbiyelerinden dolayı geride kalarak yalnızlığı seçmek zorunda kalıyorlar. Bu duruma da doktorlar “;sosyal fobi”; diyorlar. Yani “;sosyal korku...”; Bu korku tıpkı “;yılan korkusu, karanlık korkusu, yükseklik korkusu”; gibi bir şeymiş…; Ve insanları ilaçlarla tedavi etmeye çalışıyorlar. Oysa tedavi edilmesi gerekenler utangaçlar değil de, sistem olarak değişmesi gerekenler ve utanmazların olduğu bir gerçek. Sizce hangi kesim daha masum ve hayalı?.. Tabiî ki utanan kesim diyeceksiniz. Peki, ne oldu da tercihler değişti? İçimiz başka dışımız başka ister olduk. Hem utanmazlara kızarız. Hem de baş tacı yaparak onların utanmazlıklarına utanmazlık katarız... Ve bu davranışlarına da kendine güvenen insanlar olarak önem kazandırıp hatalarını meşru yaparız. Ya da büyük küçük demeden yapılan saygısızlığı ve ukalalığı kendine güven adı altında onaylarız. Teknoloji hastalığı sosyal fobi Son yüzyıldır gelişen bir hastalık olan depresyon ve bunun yanında son yıllarda keşfedilen bir hastalık olan “;soyal fobi”; yani insanlık tarihi boyunca var olan ve terbiyeli, saygılı insanların özelliği olan bir davranışa ve karaktere (utangaçlığa) takılan yeni bir ad... ”;Sosyal Fobi”; Bu teknolojiyle beraber gelişen hastalıkların en başında geliyor. Çünkü iletişim ve rekabet çağında yaşıyoruz. Şimdiye kadar var olan utangaçlık insanların iş hayatlarını ve sosyal hayatları hiç etkilemezken, hatta varlığından dahi kimsenin haberi yokken; şimdi yeni bir hastalık ve sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Utanma duygusu başarıya engel midir? Hayır engel değildir... Utangaç veya çekingen olup da çok başarılı iş adamlarımız vardır. Hatta siyasetçiler, bilim adamları, yazarlar vs... Bazılarının dediği gibi, utangaçlık başarıyı engeller demelerine karşı; bazı ünlü ve başarılı insanların geçmişlerini bir araştırdığımızda, hemen -hemen hepsinde bir dönem çekingenlik ve güvensizlik yaşadıkları görülmüştür... Dolayısıyla utangaçlık başarı için çok fazla engel değildir.Engel gibi görenler biraz tembellik yaparak ve utangaçlığı bahane ederek kendilerini utangaçlığın arkasına saklamaktadırlar. Ayrıca biraz çekingenlik insanları daha sempatik yapar ve sevimli bir kimlik kazandırır. Hatta karşısındaki insana güven verir. İngiliz toplumu genelde çok rahat olmalarına rağmen, çoğunluğu utangaç insanlardır. Konuşurken çabuk kızarırlar. Beyaz tenli oldukları için de kızardıkları hemen fark edilir... Ve bu durum onları çok daha sevimli yapar. Tüm bunlara rağmen, bu sorunla nasıl baş edeceğiz? Doktorlar ilaç tedavisi ve terapi yollarına başvuruyorlar…; Ve ilacı bıraktığı anda hastalığın yani utangaçlığın tekrarlama ihtimalinin çok büyük olduğunu söylüyorlar. Tabiî ki burada ilaçların sadece içildiği sürece insanı sarhoş edercesine uyuttuğu bir gerçek... Yani insanı dünyadan uzaklaştıran ve uyutan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Terapi ise; akrabalık bağlarının ve komşuluk ilişkilerinin neredeyse unutulduğu veya menfaatlere dayandığı bir dünyada yaşamanın verdiği yalnızlıktan dolayı ihtiyaç duyulan ve terapist ile yapılan "paralı bir sohbet" ortamı diyebiliriz... Bu terapistlere de sanki komşuya gider gibi sürekli gidemeyeceğimize göre, korkuları nasıl içimizde kendi kendimize telkinlerle yaşatıyorsak, çarelerini de yine kendi içimizde aramalıyız. Peki, bu durumda ne yapacağız? Tıpkı bir atasözü gibi¸ “;ya bu deveyi güdeceğiz, ya da bu diyardan gideceğiz”; mi diyeceğiz. Bu diyardan gidemeyeceğimize göre, geriye bu deveyi gütmek kalıyor. Yani diğerleri gibi rekabet dünyasında utanmazlığı öğrenmekten başka çare kalmıyor mu?.. Hayır tabi ki çare var!.. Mademki bu hastalık sosyal korku, Yani bir şekilde düşüncede oluşan bir duygu, o zaman önce düşünceyi değiştirmek lazım…; Bir şekilde bu korkunun üzerine cesaretle gitmek lazım... Cesaret korkmamak değil, korktuğun halde yola devam etmektir. Korkuyu yenene kadar üzerine gidip, defalarca toplumun tam orta yerinde sık- sık bulunmak lazım…; Ya da kendi kendiyle dalga geçerek, bu korkuyla alay etmek lazım... İnsanları ilahlaştırmadan ve onların da en az sizler kadar korkuları ve zayıf yanları olduğunu unutmadan üzerlerine gitmek lazım.
e-psikoloji.com/forum/showthread.php%...
16 Ocak 2011 Pazar
OYUN ETKİNLİKLERİ
CANLILAR NE YAPAR
Yaş Grubu: 3-6
Psikomotor alan
Amaç 1:Bedensel koordinasyon gerektiren belirli hareketleri yapabilme
Kazanım 1:Sözel yönergelere uygun olarak yürüme (yavaş,hızlı,taklit yürüyüşü vb).
Uygulama: Çocuklar daire şeklinde oturur.Öğretmen, "Beni dikkatle dinlemenizi ve
söylediklerimi doğru şekilde yapmanızı istiyorum. Doğru yapmayanlar oyundan
çıkacak. " der.Öğretmen, "Kuşlar uçar." deyince çocuklar uçma
taklidi yaparak sınıfta dolaşırlar.Öğretmen, " Kurbağalar zıplar, insanlar yavaş
yavaş büyür,çiçekler solar, yılanlar sürünür, insanlar ağlar." gibi cümleler kurabilir.
Çocuklar söylenen cümleye uygun taklit yaparlar.Oyun böyle devam eder.
Yaş Grubu: 3-6
Psikomotor alan
Amaç 1:Bedensel koordinasyon gerektiren belirli hareketleri yapabilme
Kazanım 1:Sözel yönergelere uygun olarak yürüme (yavaş,hızlı,taklit yürüyüşü vb).
Uygulama: Çocuklar daire şeklinde oturur.Öğretmen, "Beni dikkatle dinlemenizi ve
söylediklerimi doğru şekilde yapmanızı istiyorum. Doğru yapmayanlar oyundan
çıkacak. " der.Öğretmen, "Kuşlar uçar." deyince çocuklar uçma
taklidi yaparak sınıfta dolaşırlar.Öğretmen, " Kurbağalar zıplar, insanlar yavaş
yavaş büyür,çiçekler solar, yılanlar sürünür, insanlar ağlar." gibi cümleler kurabilir.
Çocuklar söylenen cümleye uygun taklit yaparlar.Oyun böyle devam eder.
1 Ocak 2011 Cumartesi
EĞİTİMDE OYUNUN YERİ VE ÖNEMİ
Bir çocuğun sevgiden sonra gelen en önemli ruhsal ihtiyacı oyundur. Oyun, çocuğun hayatı anlama yoludur.
Oyun, çocuğu gerçek hayata hazırladığı gibi iç dünyasının dışa vurumunda da etkin bir araçtır.Yaşadıklarını, isteklerini, duygularını oyunla dışa vurur. Oyun sırasında üstlendiği rollerle dünyayı algılamaya çalışır,özdeşim kurar ve böylece kişiliği oluşmaya ve
gelişmeye başlar. Oynarken edindiği bilgiler daha kalıcı ve etkilidir
Oyun, çocuğun deney yolu ile düşünmesidir ve çoçuk deneyimlerini oyun yoluyla kazanır.Hayatı için gerekli bilgi, beceri ve deneyimleri oyun içinde kendiliğinden öğrenir. Bu nedenle çocukların eğitiminde en etkin yol oyundur.Hayatı için gerekli bilgi, beceri ve deneyimleri oyun içinde kendiliğinden öğrenir. Bu nedenle çocukların eğitiminde en etkin yol oyundur.
Oyunlar, çocuğun eğlenerek öğrenmesinde ilk basamağı oluşturur, çocukları pasif durumdan aktif duruma geçirmeleri nedeniyle diğer öğrenme tekniklerine göre daha etkilidir.Günümüzde çocukların oyun ihtiyaçlarının en iyi karşılandığı yerler, erken çocukluk
eğitimi kurumlarıdır. Kentleşmenin hızla artması, anne babaların yoğun iş temposu içinde
çocuklarıyla yeterince ilgilenecek ve oynayacak vakit bulamaması, bilgisayarın çocukları
esir etmesi gibi pek çok sebepten ötürü çocuklar diledikleri gibi oynayabilecekleri ortam
bulamamaktadırlar. Çocuklar, evlerinde ve yakın çevrelerinde bulamadıkları oyun ortamını
erken çocukluk eğitimi kurumlarında bulabilmektedirler. Yine de unutulmamalıdır ki bir çocuk için her şey oyuncak, her yer oyun alanı olarak kullanılabilir.
Oyunla eğitimde çocuk, yaparak ve yaşayarak öğrenir. Dokunur, görür, koklar, dinler,tadına bakar ve hisseder.
Bütün duyularını kullanır. Böylece daha kalıcı ve doğal bir
öğrenme gerçekleşir. Çocukların sürekli oynadığı ve oyun oynamayı ne kadar çok sevdikleri
düşünülürse oyunun eğitimde kullanılmasının ne kadar etkili ve kolay olacağı anlaşılabilir.
http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/modul_pdf/761CBG021.pdf
Oyun, çocuğu gerçek hayata hazırladığı gibi iç dünyasının dışa vurumunda da etkin bir araçtır.Yaşadıklarını, isteklerini, duygularını oyunla dışa vurur. Oyun sırasında üstlendiği rollerle dünyayı algılamaya çalışır,özdeşim kurar ve böylece kişiliği oluşmaya ve
gelişmeye başlar. Oynarken edindiği bilgiler daha kalıcı ve etkilidir
Oyun, çocuğun deney yolu ile düşünmesidir ve çoçuk deneyimlerini oyun yoluyla kazanır.Hayatı için gerekli bilgi, beceri ve deneyimleri oyun içinde kendiliğinden öğrenir. Bu nedenle çocukların eğitiminde en etkin yol oyundur.Hayatı için gerekli bilgi, beceri ve deneyimleri oyun içinde kendiliğinden öğrenir. Bu nedenle çocukların eğitiminde en etkin yol oyundur.
Oyunlar, çocuğun eğlenerek öğrenmesinde ilk basamağı oluşturur, çocukları pasif durumdan aktif duruma geçirmeleri nedeniyle diğer öğrenme tekniklerine göre daha etkilidir.Günümüzde çocukların oyun ihtiyaçlarının en iyi karşılandığı yerler, erken çocukluk
eğitimi kurumlarıdır. Kentleşmenin hızla artması, anne babaların yoğun iş temposu içinde
çocuklarıyla yeterince ilgilenecek ve oynayacak vakit bulamaması, bilgisayarın çocukları
esir etmesi gibi pek çok sebepten ötürü çocuklar diledikleri gibi oynayabilecekleri ortam
bulamamaktadırlar. Çocuklar, evlerinde ve yakın çevrelerinde bulamadıkları oyun ortamını
erken çocukluk eğitimi kurumlarında bulabilmektedirler. Yine de unutulmamalıdır ki bir çocuk için her şey oyuncak, her yer oyun alanı olarak kullanılabilir.
Oyunla eğitimde çocuk, yaparak ve yaşayarak öğrenir. Dokunur, görür, koklar, dinler,tadına bakar ve hisseder.
Bütün duyularını kullanır. Böylece daha kalıcı ve doğal bir
öğrenme gerçekleşir. Çocukların sürekli oynadığı ve oyun oynamayı ne kadar çok sevdikleri
düşünülürse oyunun eğitimde kullanılmasının ne kadar etkili ve kolay olacağı anlaşılabilir.
http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/modul_pdf/761CBG021.pdf
OYUN
Oyunun ne olduğu konusunda eski zamanlardan beri çok değişik görüşler ileri sürülmüştür.Bu görüşlerin tamamındaki ortak nokta ise oyunun çocuk için çok önemli bir uğraş olduğudur.
Oyun için yapılan birçok tanım vardır. Bunlardan bazıları şunlardır :
http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/modul_pdf/761CBG021.pdf
Oyun için yapılan birçok tanım vardır. Bunlardan bazıları şunlardır :
- Piaget'e göre oyun,bir uyumdur.
- Gross'a göre (1896), oyun bir pratiktir.İleride karşılaşılabilecek davranış biçimleri oyunla elde edilir.
- Montessori (1870-1952) de oyunu çocuğun işi olarak nitelendirmiştir.
- Lazarus ise oyunu, kendiliğinden ortaya çıkan, hedefi olmayan, mutluluk getiren bir aktivite olarak tanımlamıştır.
http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/modul_pdf/761CBG021.pdf
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)